Ben Yüreğime Söz Geçiremedim

02 Temmuz 2009

Ben Yüreğime Söz Geçiremedim
Umudumu ezip geçti yüreğimin hüznü…
masmavi hayallere kapattı yollarını koyu sessizliklere merhaba derken….
Şimdi ağır yükler bindi omuzlarıma
taşıyabilir miyim bilmiyorum…
Gözlerim anlamsız bakarken bugüne bile
yarınların hayalini kurabilir miyim?
Küçük bir çocuğun ürkek bakışlarıyla görüyorum hayatı
Yeri,göğü,çiçeği,ağacı…
En güzeli düşünürken en kötüyü yaşayan gözlerle…
Yaşanamayanların hayal kırıklığı…
Yaşanmışların pişmanlığı…
Yaşanacakların korkusuyla…
Sonbaharın umarsızca sararıp dökülen yaprakları gibi
Güzel düşlerimin rüzgârla savruluşunu izlemek
Gün be gün…
Çok zormuş yüreğim… Öylesine zor…
Söylesene yüreğim
Gündüzün aydınlığı zifiri karanlıklara eş mi olacaktı?
Benim her anım gece mi olacaktı….
Cevapsız sorular sıralanıyor ardı ardına beynimde
Tıkadım kulaklarımı duymasın hiçbir şeyi diye
En yalnız anımda sığınmışken Yaradana
İstemem yanıma gelmesin kimse…
Sevinçlerimi bilinmeyen yarınlara gömdüm
Ve biliyorum yüreğim tek suçlu benim
Yaşadığım her acıyı ben sende biriktirdim
Gözyaşlarımı sende sakladım
Avaz avaz bağırmadım
Çığlığımı duyurmadım
Ne varsa dilimde derinliğine attım…
Öyle hüzünlere boğdum ki seni
Mutluluğa ayıracak yer bırakmadım…
Sitemim sadece kendime
Kızgınlığım da…
Umudumu ezip geçti yüreğimin hüznü desem de
Umudumu hüznüme yenik düşüren benim…
Ben yüreğime söz geçiremedim
Ben yüreğimi güldüremedim…

Kara Gül

02 Temmuz 2009

Gidiyorsun ve git! Kal demem sana
Yolun açık olsun hey Kara Gül’üm!
Aydınlansın artık kararmış günüm.
Sen ki benim her gün kanayan yanım;

Kanımdan karasın, al demem sana!
Sessizce dursan da, lal demem sana!
Arının zehirli iğnesi dilin;
Tatlı değil sözün, kem böyle bilin.

Gözümden, gönlümden, ruhumdan silin.
Petekte olsan da bal demem sana!
Beni hayallere sal demem sana!
“Üzülme ey berduş, muradın yakın

Üç beş vakte kadar çalınır kapın.”
Hiç yalan söyleme çingene kadın;
Kahvenin telvesi, fal demem sana!
Yanmadın aşkımla, kül demem sana!

Zevkini ben tattım kor ateşlerin,
Ben gördüm isini mavi düşlerin.
Kalbimi kemiren azgın dişlerin
Kararmasa Kara Gül demem sana!

Hasan Türkyılmaz

Melekler duymuyor sesimi,Karanlık işte…

02 Temmuz 2009

Melekler duymuyor sesimi.. Karanlık işte…
Yine heryerde sessiz gözyaşlarım.. KeşkeLeri yok edemiyor korkuyorum !!!
İnancım kaLmadı benim…

ve sessizLik hakim geceme…
ve sensizLik…
ve ben ağLıyorum hergeceki gibi.. sessiz sessiz…

gözyaşLarım akıyor içime.. damarLarımda doLaşıyor sen’li sensizlikler..
ve yüreğim bitik…
içime akıtıyorum ben gözyaşLarımı.. kimse görmesin,,kimse farketmesin diye..
ve sen yoksun yanımda yine…

bak !!
hayır yanaklarımda arama yaşları,
gözlerime bak…

yüreğime bak usul usul…
ve uzat elini bir boşluğa
yokla biraz etrafı…
ne hissediyorsun…
hayır gördüğünü değil hissettiğini anlat bana…
ve hissedemediklerini…

bir deniz göz rengin…
sonbahardaki yaprak saçların…
yağan yağmurda bakışLarın…
ve ellerin.. donmuş bi kalıp buz parçası…
hayır gördüklerini değil,hissettiklerini öğrenmek istiyorum ben…

bu ve bunun gibiler…

oysa ne çok söyLeyeceklerim vardı sana
ne çok isyanlarım ve ne çok sawaşlarım vardı yarıda bırakıp kaçtığın…
rövanşını yapacağımız turnuvalar vardı binlerce..
ve en büyüğü benim yüreğimdeki senin yüreğindeydi…
toplamı sıfır veren biz’in çıkanından ben kalıyordum…
ve yüreğim bitik..
kaç gece indirdim yıldızLarı yeryüzüne
ve kaçgece saklambaç oynadık senle …
ben hep eb’e oLuyordum … sen karanlıktan korktuğumu bile bile en kuytu köşeye saklanıveriyordun..
ve sobe yapıp gidiyordun bir elveda bile demeden !
ne ben görebiliyordum seni nede sen beni…

oysa..
oysa ne çok oyunlar biliyordumda korkuyordum söylemeye…
belki bunlarda çekip gidersin diye…

ve ne çok sessiz gözyaşları biriktirdim içimde…
deniz oldu şiştim,,şiştim …
sen beni beyenmez oLdun ben daha çok şiştim…
bi sen sağlam kaldın içimde.. bi sen sağlam yüreğimde…

ve gittin…

oysa neçok ağladım yokluğunda…
sana farkettirmeden…
ve sensizliğin dalgasına inat bir damla gözyaşı dökmeden!

Sende Yar’am var …

29 Haziran 2009

MasaL”ların içindeyse şayet sevdalar, doyasıya yaşanabiliyor o zaman, demiş başkaları…

Bende Bosver’dim ve MasaL’ların içinde yaşadım sevdalarımı… Yazdığım her satırda sevdam vardı, sana dairdi her kelimem. Ya sen vardın, ya da senden ötesi yoktu zaten. Acılar geçiyordu ama yaralar kanıyordu hep…

Gözümün ucuyla bakardım ya
Hani kıyamazdım dokunmaya
Öyle kırık dökük bir başıma
Karar verdim bugün seni unutmaya
Bilirsin kalandır terk eden aslında

Yazdıkça çıldırıyorum. Biliyorum ki dokunmasam kaleme unutacağım. Isırmasam o kalemin arkasını susacağım. Yorulmayacak dudaklarım, daha kolay olacak başkası. Sessizlik olmayacak, sensizlik olmayacak. Dahası olmayacak, ötesi, yarası, izi kalmayacak…

Yoksun ve işte tek gerçek bu…

Gidişimi isteyen de, ardımdan bos gözlerle bakarken dur demeyen de sendin. Kasırgalardan koruduğum sevdamın, meltemlerde yok olmasını seyretmek ne kadar acı. Oysa o narin gelincik ne fırtınalar atlatmıştı. Ne anılar, ne acılar yaşamıştı…

Ne anılar, ne acılar
Bıraktım ardımda ne kırgın sabahlar
Ne sevgiler, ne sevdalar
Yaşarım gün doğdukça serde hayat var

Geride bıraktığın gözlerinin yeşili, nefesimi kesen sevdan yaşatıyor bedenimi. Bitmez dediğim aşkın kol değneklerim. Sonraları olmuyor biliyorum ama o umut can yoldaşım. Asla bırakmadı ellerimi…

Çok şey istemedim hayattan. Bir özür borcu vardı beklediğim. Olmazdı biliyorum, olmazı istedim… Tek beklediğim huzurdu, olmadı, bulamadım. Çok istedim olmadı…

Ne anılar, ne acılar
İncitmem incinsem de sonsuz umutlar
Ne kaygılar, ne kavgalar
Unutmam affetsem de sen de yaram var

Şimdi gitmek zamanı. Ardıma bakmadan, sonunu düşünmeden. “MaSaL”ların içindeyse şayet sevdalar, doyasıya yaşanabiliyor o zaman demiş başkaları… Bende Bosver’dim ve MasaL ların içinde yaşadım sevdalarımı…

Hoşça kal…

Gecenin Hüznü

29 Haziran 2009

Yine gece, yine sessizlik, yine yalnızlık ve yine sensizlik… Takılı kaset misali tekrarlanan çaresizliğimdi bu, her gece aynı çaresizlik…

Sensiz mısraların tadı yokmuş,sensiz şarkıların güfteleri eksik,sensiz gecelerde uykusuz saatler…

Bilmiyorum…!!!

Belki kalkıp bir sigara yakmalıyım.Her solukta seni içime hapsedip derin derin solumalıyım.

Belki de dışarı çıkmalıyım.Çıkmaz sokaklarda mülteci kalbimi bomboş sokaklara atmalıyım

Bilmiyorum…Ne yapmalıyım?

Güneşin ilk ışıklarını içine çekiyor gece.Karanlık yavaş yavaş güneşe teslim oluyor…

Yeni bir gün daha…

Bu kaçıncı sensiz biten gün ve bu kaçıncı sensiz biten güne elveda???

Yıldızlar tek tek kayboluyor yitip giden hayallerim gibi. Ay yerini güneşe bırakıyor ama sensizlik beni hiç terk etmiyor.

Penceremi açtım, yeni güne merhaba demek için.Belki bugün onla anlaşırım da seni bana getirir.Aslında hiç umudum yok ama…

Bir kahve yapmalıyım ve bir sigara daha…

Şimdilerde tek mabedim oldu paket paket içtiğim sigara. Ne güzel demiş şair;

Benim en iyi dostum içkim sigaram onlarda terk ederdi olmasa param…

Oysa ne hayallerim vardı.Bugün yalnızlığa değil senli baharlara açılacaktı. Mutlu olacaktım yani…

Mutluluk??? Anlamını unuttuğum kelime…. Kulağıma o kadar anlamsız geliyor ki…

Keşkeler düğümleniyor boğazımda. Keşke diyorum… Keşke diyorum ve sonra yine senle başlayan hayaller…

Anladım… Bu böyle gitmeyecek.Sigaram da bitti, kahvenin de tadı kalmadı sigarasız, tıpkı ben gibi…

Bu günlerde böyleyim güzel, aşk denen şiirin matemindeyim. Gel etme be güzel! Sensiz bir güne daha alıştırma beni. Gel be güzel! Gel de feri kaçmış şu gözlerim tekrar ışıldasın. Gel be güzel! Gel de gülmeyi unutan şu kalbime bir umut olasın…

kazanova44

Öyle bir gitmelisin ki benden…

29 Haziran 2009

Şarkılara isyanım.. İçimi acıtan, beni her gece ağlatan şarkılara isyanım, sana değil.. Hiçbir yazım, hiçbir gözyaşım sana değil

Yine seni anlatan yazılar yazmaya başladım. Canım acıyor… Hissetmediğim duygular yaşamaya çalışmaktan bıktım.. Zaten beceremiyorum da. Ne oradayım ne de burada. Hep gülümsemeye çalışıyorum. Ancak gözlerimde hep aynı hüzün. Anlamsız sorular ve anlamsız düşünceler kafamda.. Çevresindeki herkesi mutlu etmeye çalışırken biten bir ben var ortada… Mevsimler değişiyor. Zaman akıp gidiyor. Her geçen günde ben benden gidiyorum.. Biraz daha yok oluyorum.. Bitiyorum..

Biliyor musun bu sefer farklı olan bir şey var.. Sana kal demiyorum.. Sana git diyorum.. Gitmeni istiyorum.. Ben bu haldeyken seni mutlu edemem.. Ben bu haldeyken sana yetemem.. Hep inandığım şeyler yalanmış işte gördük.. Sevmek her şeye yetmiyormuş.. İki insan beraberken her şeyin üstesinden gelemiyormuş..

Şimdi git.. Giderken arkana bile bakmanı istemiyorum. Gitti mi öyle bir gitmelisin ki ne dönebileceğini düşünmeliyim, ne de senden kalanlarla yetinmeye çalışmalıyım..

Öyle bir gitmelisin ki benden…

AŞK Ağlıyor benimLe!

27 Haziran 2009

Kalbim aşk ağlıyor bugün,
Gözlerimden aşk damlıyor…
Tenim aşk kokuyor bugün..
Buram buram sevda…

Sağ yanımda sen varsın,
Karşımızda ayrılık…
Yaşanmamış duygular var elimde,
İçim paramparça,yüreğim buruk…
Gitmen öyle can yakıyor ki,
Canımı koparıyorlar canımdan,
Günleri bile saymadım ,
Saya saya bitmesin,
Bugün gelmesin diye…
Ama nafile…

Ölenle gidene çare yoKk..
Sende gidiyorsun işte,
Aşk gidiyor benden…
Hüzün kalıyor kalbimde bi tutam,
Ona tutunuyorum …
Hoşçakal diyip,
Bİr damla gözyaşı bırakıyorsun gözlerime,
O kadar işte…

Kalbinize Küpe Olsun..

27 Haziran 2009

Hayat zar tutup, pulları ile belirlerken kaderleri …
İki yakası bir araya gelemeyen titrek dudakların sağır bir merhabası gibiydi gidişin..

Acıdan yüzü kamaşan çocukların sokak aralarında koşuştururken düşürdükleri misketlerin küs yanıydı umudumuz.

Sırt üstü uykuya dalmış rüyaların sahibi olacak kadar tanrı elinin tersi, gecenin bacak aralarına sokulup hunharca tecavüz girişiminden kendini alı koyamayan yıldızların yer yüzünde tutuklanan dilekleriydik.
-
Zaman Göğüslerini ulu orta yerde açarak emzirdiği yarınları hazırlarken bizlere,
Aldatan bir havası vardı, ağzı kulaklarında mevsimlerin..
Düş gribine yakalanıp solgun yüzlü şehirlerin havasını soluyorken, fonda korkusundan it gibi havlayan yalnızlığın detone olmuş sesini dinliyorduk..

Beynimdeki hava raporları, gözlerimden sağanak bir yağmur yağacağını işaret ederken,
Göz yaşartıcı hatıralar dökülürdü yüreğimden..
Takdir edersin ki; aşk veren bedenler taşlanıyordu artık.

Bıyıkları yeni terlemeye başlayan duyguların, delikanlı sevdası..
Bir varmış diye başlayan masallar iki ile devam etmiyor öğren artık!
Sen büyüdüğünde, bir yaşıma daha girdim diyerek öldürüyordun içindeki tüm kahramanları..
Aşk ise papatyalara biçtiği astronomik bir ücretle ’sevmiyorum’ ile sözleşme imzalıyordu.

Kalbinize küpe olsun der gibi bir mesajdı bu..
Yüreğimizin dili yok ki kırılsın..
Kırmızı bülten ile aranan şiirler diz çöküp sessiz harfler ile ağlaya dursun..
Ben sana yazmaktan vazgeçersem tüm şairler beni çarpsın!

Çığlığı yutulmuş bir kentin caddeleri yürüse mesela arkamdan..
Kirpiğini çaldığım bir sokağın, ipini kaçırmış küfürlerini dinlesem..
Tüm ölülerin uykusu kaçsa o an..
Yırtılsa karanlığın kulağı..
Bir ağıt daha sürsem gecenin gözlerine,
Sonra bir şiir daha yazsam…
Ayağımın götürdüğü yerde biraz ölsem..

ISMET BAYGIN

Gurur Sevimsizdir Dilinde

27 Haziran 2009

Biz asıl şimdi ayrıldık…
Yitirdik o tılsımı.
Bir zaman
Hançerin yarısı batmıştı.
Kanıyordu hasret durmadan.
Kopamıyorduk…
Söküp atamamıştık bir türlü
Düşünceleri beynimizden…
Ve bazı şeyleri yoruyorduk
Ama dün gece
Sonuna kadar saplandı bıçak.
Özlem kan olup aktı.
Ne varsa akılda ve yürekte
Tükendi..
Artık birbirimizi hatırlamayacak kadar yokuz…
İşte bu yüzden; silaha döndü dilimiz…
Tek bir keşke’m yok sana dair!
Belki de
Böyle olmalıydı sonumuz…

Artık sen de öğrendin
Bu kumarda kazanan yoktur…
Yenilgiler tazelenir sadece…
Güçlü görünmeye çalışan
Daha çok kaybeder…
Ve sevimsizdir dillerde gurur…..

Devran döndü ya sevgilim
Sen dönmesende olur…

Okan Savcı

İçimdeki SANA emanet ediyorum BEN’imi

05 Mayıs 2009

 

.
.
.
Küçük ve masum sessizliklerin, gittikçe kırbaç etkisi yaratan çemberi daralıyor…
Sayısız darbelerin arasından sıyırabileceğim gün doğumu, zifiri karanlıkla ortak çalışıyor; ve ben hangi sayfanın yırtılıp bir tarafa atılan parçasıyım, çözemiyorum… Kemik uçlarıma yerleşen dermansızlığın yazgısı, tek cümlede atılmış meğer!Artık bir imza yok!!
.
.
.
İki şarkı arası bocalıyorum…Uzuvlarımdan bana kalan durgunluğun çözüleceği zamana direnmek nafile..
Belki de baharı beklerken kışı unuttuğumuzdan oldu tüm bunlar…
Şeridin bomboş olduğunu düşünürken, tali yolllardan vurgun yedik…
Ki vurgunu kâğıda çizmek bu kadar zorken…
.
.
.
Yine de sargısı boldur düşlerimin, düşüşlerin geçirgen olduğu bir atlasta… Henüz yolun başındayken dudaklarımın kenarına bıraktığın kokunla, karı delen bir güneşin bakışlarıma düştüğü yerden, sana dokunuyorum…
Şehir ayrılıkları sürtse de bedenimi, birgüne dair inadına bekliyorum geleceğimizi…
"Kıskaçlarını açmış zamanın törpülediği yüreğimden akıp gitti sensizlik…
Bir tutam ayrılık da olsa aşkı perçinleyen, içimdeki sana emanet ediyorum BEN’imi…