Recent posts

Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.

Cuma, Şubat 26, 2010
Posted by admin

Kimbilir ne kadar güzelsin bugün
Benden uzaklarda doğum gününde
Hatırla ne kadar mutluyduk canım
Seninle geçen yıl doğum gününde

Kim derdi sonu bu öyle bir aşkın
Belki kurumuştur çoktan gözyaşın
Kutlu olsun sana bu yeni yaşın
Bana da sensizlik doğum gününde

Benim için bir mum yaktın mı bilmem
Camlardan yollara baktın mı bilmem
Ah burada olsa dedin mi bilmem
Yoksa unuttun mu doğum gününde

Kimbilir kiminle kesildi pasta
Bir dilim düşmez mi bu eski dosta
Sen sevinç içinde ben ise yasta
Senden uzaklarda doğum gününde

Elbette kuş olup gelmek isterdim
Ben de yanağından öpmek isterdim
Seni bir kez daha görmek isterdim
Alkışlar içinde doğum gününde

Doğum Günü Hediyem

İki tel ağarmış saçım,
Birkaç damla gözyaşım,
Uğruna harcanan hayatım,
Sana, doğum günü hediyem…

Uykusuz geçen gecelerim,
Gerçekleşmeyen hayâllerim,
Karşılıksız kalan bu sevgim,
Sana, doğum günü hediyem…

Bana çektirdiğin çileler,
Yıktığın pembe hayâller,
Kırdığım şişeler, kadehler,
Sana, doğum günü hediyem…

Beni, bıraktığın için üzgün,
Ecelin gelsin, doğduğun gün,
Hatıralardan, bir demet hüzün,
Sana, doğum günü hediyem…

Doğum Günün Kutlu Olsun…

Sevdiğim sana doğum günü hediyesi olarak;
Bir martının gagasında tomurcuk bir gül
En sevdiğin renginden…
Kanatlarında sevgimi,
Ayaklarında ise sana yazdığım şiirlerimi gönderiyorum.
Doğum günün kutlu olsun sevdiğim.

  • Share/Bookmark

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

Can Yücel

  • Share/Bookmark

Aşk

Cumartesi, Şubat 13, 2010
Posted by admin

elam-ı dilde nihan, tarife perdesin aşk.
Zar olmuş cümle cihan, derd ile dildesin aşk.

Firak ile ağlamış, kırkyıl naçar meydanda.
Arafatta kavuşmuş, Ademe özgesin aşk.

Ve dahi Havva bile, bayılmış vuslatında.
Sen değilsin ya adem, sekr ile düştesin aşk.

Pervasız vurmuş kabil, uğrunda ahdı bozmuş.
Peygamber evladından, kan ile yerdesin aşk.

Nameye yazmış Belkıs, dil-i cihan Süleyman.
Al götür pay-ı tahtı, melike serdesin aşk.

Cemalini lutfeyle, görüp şadan olayım.
Kelamullah gözüne, şevk ile perdesin aşk.

Elma soymak marifet, göz Yusufa bakarken.
Rüsva biziz züleyha, kan ile düzdesin aşk.

Müsebbib-i eflakın, nurundan Uhud dağı.
Tazim ile titreyen, güzide beldesin aşk.

Ehl-i beyt-in şehidi, Kerbelada Hüseyin.
Sakinesi ağlıyor, coş ile özdesin aşk.

Resülün gül yüzünü, görmek için şahlanmış.
Muradına ermeyen, Veysele nerdesin aşk.

Enel-hak feryadıyla, gölgeyi zatı sanmış.
Mansur taşa ah demez, inciten güldesin aşk.

Gaiblerden bir adam, deve arar tavanda.
Kayıp cana baharken, etheme güzdesin aşk.

Taptuğun kapısından, sokmaz eğri odunu.
Yunus yanar içinde, kül ile közdesin aşk.

Leylanın mihrabında, zahiri görmez mecnun.
Dervişin görmediği, göz ile çöldesin aşk.

Ahd-ı peyman eylemiş, sıdk ile şirin yare.
Dağları parçalayan, gürz ile eldesin aşk.

Bayezid-i divane, saltanatı unutmuş.
Sultan sana pervane, tahtından özgesin aşk.

Veyselin gülü toprak, dallarda çiçek sevmiş.
Arz-u halin çaresi, saz ile sözdesin aşk.

Kudretim kafi değil, kelam bulsun nihayet.
Mansura esti rüzgar, biçare yeldesin aşk.

Mansur İlhan Yakar

  • Share/Bookmark

Sen Gönlümden Giti Gideli

Cumartesi, Şubat 13, 2010
Posted by admin

Gönlüm yaniyor kalbim virane
Baykuşlar kondu oldu harabe
Gel gör bak geldim ne hale
Sen gönlümden gitin gideli.

Isız dağlar gibi kaldım tek başıma
Doymadım genclık yaşıma
Hayata kalmadı gelmedik başıma
Sen gönlümden gitin gideli.

Kerem gibi aşkın narına yandım
icinde ki merhamete sevgiye kandım
Hep zararın içine ben bandım
Sen gönlümden gitin gideli.

Yaşar DÖN

  • Share/Bookmark

Ümitsizdim…
Çaresizdi çırpınışlarım
Sen hiç gelmiyecektin
Bense yıllarca seni bekliyecektim

Ağlıyordum..
Anlamsızdı gözyaşlarım
Sen buğday sarısı saçlarını saplarken bağrıma
Ben küçük bir resmine bakıp büyük bir dünya kuracaktım
Sen benim dünyamda büyük
Ben büyük dünyada yine küçük kalacaktım

Karamsardım..
Belki hiç dokunamayacaktım ogüzel saçlarına
Hiç ümit ışığı göremeyecektim gözlerinde belki
Ve seni sevmekten hiçbirzaman vazgeçemeyecektim

Tutukluydum…
Hapsolmuştum gözlerinde
Sen beni azad etmek istedin, ben kölen olmayı sevdim
Tanımadım hiçbir engel sevgimde
Kusursuzdu sevgim
Sevdim yağmur olup saçlarına yağmayı
Güneş olup pencerene doğmayı sevdim

Yokluğunu dolduracak birini aradım
Bulamadım..
Hayal kurdum bende
Hayalimde canlandırdım hayatımın kadınını
Seni unutup o hayali sevmek istedim
Ama gel görki hayalimdeki kadın aslında sendin

Seni gördüm baktığım heryerde..
Sendin gece gökyüzü, parlayan yıldızlar sendin
Sensin yaşama gayem, hayatımın özü sendin
Madalyonun diğer yüzü, şarkıların sözü sendin

Seni sardım yalnız gecelerde..
Yastığım yorganım sendin
Söndürmedim sigaramı, sigaramda duman sendin
Ve çekinmedim ağlamaktan
Döktüğüm gözyaşı BU AŞKIN GÖZYAŞI sendin

  • Share/Bookmark

“Sensin” İşte…

Pazartesi, Ocak 25, 2010
Posted by admin

Aşk yıkıntılarıyla dolu kalbim
Sanki ucu bucağı olmayan kara bir boşluk
Örümcek ağı sarılı dört bir yanım,kurtuldukça içime dolanıyorum

Ne zaman çözsem bağlarımı, bir şekilde iç içe giriyor ruhum.
Bunların sebebi ne mi?
Tabi ki sensin, beni kendine bu kadar bağlamasaydın
Bu kadar aşık etmeseydin, ya da hiç olmazsa bitirseydin kendini bende.
Bunların hiç biri yaşanmayacaktı.

En güzel yanımdın, en büyük acım oldun.
Bazen düşüncelerimin içine hapsediyorum kendimi
Seni düşünüyorum, senli zamanlarımı.
Neden unutamıyorum ki diyorum.
Acaba çok mu mutluyduk, ne paylaştık ki bu kadar vazgeçemiyorum diyorum.
Sonra bir anda farkında varıyorum…
Biz Seninle, Büyük bir aşkı yeni doğmuş bir çocuk masumluğuyla yaşadık.
Çıkarsız, saf ve lekesiz..

Artık biliyorum vazgeçilmez oluşunun sırrını…
İçimde taşıdığım kocaman Sen, SEN’im var benim..
Yanımda olmasan da canımın bir yanı daima senin, sana ait..
Ve Asla bir başkasının olmayacak…

  • Share/Bookmark

Elini Tutmasam Uyuyamam ki…

Pazar, Ocak 17, 2010
Posted by admin

İçimden söküpte alamazlar yaa
Hayalini aklımdan çalamazlar yaa
Hayatımdan seni alıp gittiler
Kurduğum dünyayı yıkamazlar ya..

Elini tutmasam uyuyamam ki
Sesini duymasam dayanamam ki
Hayatım meçhule yol almış sanki
Allahım bu acı bitsin yeter..

Tükendi ümitler kül oldu bitti
Güneşim soldu battı da gitti
Hayatımdan seni alıp gittiler
Yaşama hevesim seninle gitti..

Elini tutmasam uyuyamam ki
Sesini duymasam dayanamam ki
Hayatım meçhule yol almış sanki
Allahım bu acı bitsin yeter…

Ümit Yaşar

  • Share/Bookmark

Neden “Dön” diyemedim?.. Demedim hiç!..

Pazartesi, Ocak 4, 2010
Posted by admin

“Başta kolay değildi çekindim Çok zor oldu söyleyemedim” diye başlıyordu Ferhat’ın şarkısı, Aşk ve Hüzün gösterisi tüm hüznü ile beni sarmışken
“Kırgın değilim kendim seçtim aslında yalnızlığımı
Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimle”
dedi sonra Ferhat Beni düşüncelere iyice daldıran son satırı oldu
“Sonra yıkıldım neden ben sana ‘Dön’ diyemedim”
Yılların öncesine döndürdü şarkı beni Sinan’dan ayrıldığı günlerde Sezen uğramıştı bana, yeni şarkısı ile
“Alışırım zannettiğim yokluğundan acılanmam
Vazgeçmek zor senin o büyülü tuhaf sıcağından
Dön demeye utanırım zavallı korkularımdan
Arkasına saklandığım gururumdan
Geri dön geri dön
Ne olur geri dön
Uzanıp tutuver elimi bir gün
Utanır diyemem ne olur geri dön” diyordu, Sezen de
Sezen’i çok iyi anlamıştım o günlerde Yıllar sonra Ferhat’ı anladığım gibi Ben de “Dön” demeyen, diyemeyenlerin başında geliyorum çünkü
Hayatım boyu çok sevdim Deliler gibi sevdim Ama hepsi terk ettiler beni Çekip gittiler Çok düşündüm Hala da düşünürüm “Gitme” desem ne olurdu?
“Dön” desem dönerler miydi?
Yaşam felsefesi, “Bir gün pişman olacaksan, yaptıkların için ol, yapmadıklarından değil Çünkü yapmadığın zaman neler kaybettiğini hiçbir zaman bilemezsin” olan ben, niye “Dön” demedim hiç birine
Belki de “Dön” dememi bekleyenlere Belki işaret alsalar, koşarak boynuma sarılacaklara Hatta yıllar sonra dönmek için ortaya çıkanlara
Demedim
Çünkü Hıncal’ı Hıncal yapan unsurların başında iki “G” harfi var Gurur ve Güven!
Birincisi olmazsa ben olmam İkincisi olmazsa, ilişkim olamaz
İkinciyi tartışmam bile Yaşam güven üzerine kuruludur Her türlü ilişkide güven esastır Hele Aşk’ta, hem de nasıl Gitti mi, güven yıkılır Vazo kırılır Diyelim yalvardınız, gözyaşı döktünüz, ikna ettiniz, döndü
İçinizden “Ya gene giderse” korkusunu, şüphesini atabilir misiniz? Şüphe üzerine aşk kurulur mu? Şüphe ile aşk yaşar mı? Şüphe kemirir, tüketir Şüphe varsa, bırakın, bitirin daha iyi İnsan sevdiğinden şüphe etmez Sevginin, aşkın en geçerli kanıtı budur
Pekiii Aşkta gurur olur mu? İşte asıl orda olur tam da
Ben sevdiğimi yüceltirim Kimselerin ulaşamayacağı doruklara oturturum O kadın artık gururu olmayan bir erkeği sevemez Kendisi için dahi olsa, gururunu çiğneyen bir erkek, artık o kadına layık olamaz Sezen’in, Levent’e okuttuğu şarkı neden efsane oldu sanırsınız?
Neden gençler yıllarca “Yeter ki onursuz olmasın aşk” dizelerini efsane gibi terennüm ettiler
“Dön” diyemiyorsam, sebebi babamdır Bana tüm şövalye kitaplarını daha ilkokulda okutarak gururun anlamını beynime kazıyan babam
Cyrano de Bergerac’ın son sözleri, babamın öğretisi, babamın vasiyetidir bana
“Her şeyimi koparın, bekletmeyin ölümü;
Alnımdaki defnemi, göğsümdeki gülümü
Koparıp alın! Fakat size rağmen bir şeyim
Öyle bir şeyim var ki, alıp götüreceğim
Ve bu akşam çıkınca Allahın huzuruna,
Yedi kat gökyüzünün o masmavi nuruna,
Eşikten selam verip karışacağım zaman
Yanımda bulunacak Allahıma buradan
Lekesiz, buruşuksuz onu götürüyorum!
Evet, ne yapsanız da
Bu benim
Gururum!”

Hıncal Uluç

  • Share/Bookmark

Seni Sevmek Eksik Bir Sızı Yüreğimde

Pazartesi, Ocak 4, 2010
Posted by admin

Çok uzak derdin ya hep
İnançsız zamanlarında
Ben de gülüp geçerdim…
Görmezdin
Saklanırdım yalancı umursamazlığıma
Nasıl bir hüzün sarardı yüreğimi
Maskelerim dar gelirdi gözlerime
Anlık sevmelerine
Dalardım…

Ne çok düşlerdim oysa
Bilmezdin…
Yalandan örülmüş zırhını
Yüklenirdim soğuk ara ikindilerinde
Kahvem buza tutmuş buğunda üşür,
Sırtımda kalburun olurdu
Zifir tellerle ördüğün geçimsiz zamanların…
Ama ben yine de
Savunurdum,
Seni, kendimi, hayatı
Usanmadan savunurdum…

Gözlerinin karasına dalıp da
Düşlerini saklandıkları yerden çıkartmanı ummak!
Ne kadersiz bir sızıydı oysa…

Ah deyişlerimde üşürdü güneş
Ben seni öyle çok beklerdim ki…

En çok biz olmaya meyilliydi sevişlerim
Dokunduğum an yenilensin diye
Sessiz yalvarışlar armağan ederdim
Her zaman dolu bavulunun kilidine…
Anahtarı ebediyyen kaybetsem
Biter miydi umutsuzluk seferlerin?
Ben cevap ararken,
Sen anlamak istemezdin…

Vakti bize döndürmek mümkün değildi
Antika sızılarının en renksiz tarihine gizlediğin,
Akrebi geriye saran bozuk saatin tıkırdayışında
Terk etmiştin yüreğini…
Derman olmak için mavilerini okşarken
Griler salardın üzerime
Islanırdım ya yüreğim acırdı
Yaralarına tuz bile olmama
İzin vermezdin…

Ah deyişlerimde batardı ay
Ben seni öyle çok özlerdim ki…

Çok zor derdin
Olur olmaz bir anlamın
Köklerine esir düşmüş kelimelerle…
Zorlamazdım bende
İçimden geçenleri ruhumda saklar
Bir gün kaynağına geri döner diye
Özenle besler,
Anlık tebessümlerine
Dalardım…

Gidişler sarmıştı seni
Anlaşılamayan bir yol seçmiştin kendine
Yaz ortası zemheri zincirlerine asardım dualarımı
Rüzgar gülünün şaşkın dönüşünde…
Bir tutam ben yapışsın dudaklarına diye
Küllerimi saklardım ya
Nasılsa yandığımı da anlamak istemeyecek kadar
Kibirliydi sevişlerin…

Bana öğrettiğin şey
Sevdayı çöllerde buz dağına gömmekti ya
El ele gücümüzün savruk zamanlarını,
Dudaklarının arasından dökülecek
Bir kuru inancı,
Artık tutunamayan yaşlara karışan son sözüm
Kolayı seçmekti benim için…

Ah deyişlerimden çınlardı hasret
Ben seni öyle çok sevmiştim ki…

Şimdi ‘Gel’ diyorsun
‘Gel…’

Bilmiyorsun ki
Ben istesem de gelemem artık

Şimdi ‘Sev’ diyorsun
‘Sev…’

Uzaklar zor,
Ben istesem de eskisi gibi sevemem ki artık…

  • Share/Bookmark

Geldin! Kayboldun. Gittin! Yan gözlerimin yeşilinde…

Hayatının hangi penceresinden bakmıştın gözlerimin yeşiline…

Bilmiyorum…

Bir çardak altında dile gelen,
Birbirini kendiliğinden tamamlayan cümleler hatırlıyorum, acı kahve kıvamında…
Zihnimin derinine kazınmış, basit ama anlamlı söylevler…

Yitişini yazmadım yinede, hiç bir günceme
ve gidişini dökmedim hiç bir surete…

Sonunu bildiğimiz bir filmin, sessiz kahramanlarıydık oysa…
Ruhlarımız sarıldı bir anlamsızlıkta.
Boğulduk…

Bilmediğimiz sokaklarda attığımız voltalar,
Ayaklarımıza dolandı,
İçinden çıkamadığımız bir kutuya hapsolduk…

Yoklama çektiğim geçmişimde,
Derin izler bıraktığın, pas tutmaz bir gerçek.
Karşım da dikiliyor her seferin de,
Kendin den emin tavırlarla,
Hesap soruyorlar sanki tüm varlığıma…

Biliyorum ki;
Yaşayamadıklarımın sancısı değil,
Yaşadıklarımın acısı bir bir çıkan şimdi her bir zerremden…

Her cümle de senli bir eylem,
Ve her eylemde yaralayan bir yeni hatıra…

Belki de sırf bu yüzden,
Gidip geldiğim yolarda tanıdık bir yüze rastlamak,
Ya da tanıdık yüzlerde anılara gidip gelmek…

Cevaplarını bilmediğim sorularım varken,
Karşımda durma!
İyi eğitilmiş bir kötülüğün tüm incelikleriyle,
Gidebildiğin en uzak mesafe yine bende.
Durma böyle!
Ben kendime alışmaya çalışıyorken her bir hücremle,
Çek omzumdan ellerini ve yüreğimden gözlerini!
Sokulma bana!

Ben aslıma ait olan kendimi bulacağım bir zaman dilimde,
Sense gözlerimin yeşilinden uzakta geçireceksin artık mevsimlerini…

  • Share/Bookmark
Share/Bookmark